Anlatamadigim Hikayeler Munasebeti

Gri bir rogar kapağından sonra gördüm gözleri, her metre karesine kadar islakti boşluklar vardı ellerinde ve görülmeye gereken  şeyler. Sanki, sanki avuçlarında çok tanıdığı birinin kalbini tutuyor gibiydi yanimdan alımlı bir esinti geçerken, kabalık bir caddenin ortasında çırılçıplak soyunmuş bir kadının yanlızca çığlıklarına kulak asan küçük bir çocuk olmayı dilerken hazin melodisinin içinde dili kopmuş bir kelimeye benzetiliyordum gözleri büyüyordu her adimda ve  siyah hiç bukadar buyumuyordu yansıyan yerlerimde.

Gri bir rogar kapagindan sonra gördüm ismi kalıplaşmış bir bilinmezin içindeyken duman çıkıyordu bastığı yerlerden ve benim baktığım kerhanelerden vapurun sesini duyuyorum ve deniz zannettiğim ilkokul mavilerini yetişkinlik yaparken hatırladığım kumdan kaleleri nede güzel kara parçaları var baktığın ellerinde hem geçme öylece belki çok anılarımiz olacak. Belki beni sen vuracaksin, ki ben ölmeyi okadar çok istiyorum ki.. Sen, ruh olmamış bir bedenin mayısta yürüdüğü onca yolu biliyorsun nisangahin üzerine orta parmağını çıkart ve vur beni..

Gri bir rogar kapağından sonra gördüm kırılmış bir umudun üzerinde yalın ayak geçerken

kırmızısı solmuş bir gülün aklından geçenleri görüyorum aramızdaki o milim fark ve hafife hüzün bütün kutsal kitaplara küfür ediyor. Ağzı bozulmuş bir şarapci yanımızdan geçiyor aman allah`im bu ne büyük şeref, sarapci tanrısının arıyor bir an olup bakmiyorsun, görüyorum mayısta   yürüdüğüm onca yolu düşünüyorum soğuk  parmaklarım ve kesilmeye hazır konusmadigimiz şeyler var, Allah’a kadar..

Kazim akgol

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir